PAÜ'DEN ASTIM UYARISI

PAÜ Hastaneleri Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevin Başer Öncel, astım hastalığının dünyada ve Türkiye’deki etkilerine dikkat çekerek tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Öncel, astımın kronik bir akciğer hastalığı olduğunu ve düzenli tedaviyle kontrol altına alınabileceğini vurguladı.

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Sevin Başer Öncel, astım hastalığına dikkat çekerek erken tanı ve düzenli tedavinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu. Astımın, akciğer içi hava yollarında mikrobik olmayan bir iltihaplanma sonucu hava yolu duvarının daralmasıyla ortaya çıkan kronik bir akciğer hastalığı olduğunu belirten Öncel, hastalığın belirtilerini ve risk faktörlerini detaylandırdı.

ASTIMIN BELİRTİLERİ VE GENETİK ETKENLER

Tekrarlayan ataklar halinde görülen nefes darlığı, hırıltı, göğüste baskı hissi ve öksürüğün en sık karşılaşılan belirtiler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sevin Başer Öncel, hastalığın yapısına dair bilgiler verdi. Öncel, "Astım, güçlü bir genetik altyapıya sahip, çok faktörlü bir solunum yolu hastalığıdır. Ancak genetik yatkınlık tek başına belirleyici değildir; çevresel etkenlerle birleştiğinde hastalık gelişir. Ebeveynlerde astım bulunması çocukta risk oranını artırsa da genetik yatkınlığı olmayan bireylerde de astım görülebilir" dedi.

RİSK ALTINDAKİ MESLEK GRUPLARI VE VERİLER

Astıma yatkınlık oluşturan meslek gruplarına değinen Prof. Dr. Sevin Başer Öncel, solunum yollarını tahriş eden maddelere maruz kalan iş kollarının risk altında olduğunu belirtti. Öncel, "Temizlik maddeleri, deterjanlar ve dezenfektanlarla yoğun çalışanlar, kuaförler, fırıncılar, boyacılar, mobilya üretiminde çalışanlar ve özellikle tekstil sektörü işçileri risk altındadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada yaklaşık 350 milyon astım hastası bulunmaktadır. Her yıl 400 binden fazla kişi astıma bağlı nedenlerle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ise her on çocuktan birinde astım görülmekte, bu oran yaşla birlikte azalmaktadır. 2024 yılında 1.300’den fazla ölümün astım nedeniyle gerçekleştiği bilinmektedir" ifadelerini kullandı.

DOĞRU TEDAVİ VE İLAÇ KULLANIMI

Günümüzde astımı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yöntemi bulunmadığını ancak hastalığın kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Başer Öncel, tedavi sürecinin detaylarını paylaştı. Uygun ilaç tedavisi ve tetikleyici faktörlerden kaçınma ile sağlıklı bir yaşamın mümkün olduğunu belirten Öncel, "Düzenli ve doğru ilaç kullanımı hayati önem taşımaktadır. Astım tedavisinde çoğunlukla inhalasyon yoluyla kullanılan, halk arasında ‘fıs fıs’ olarak bilinen inhaler (sprey) ve diskus tipi ilaçlar tercih edilmektedir. Bu ilaçların nefes yoluyla doğrudan hava yollarına ulaşması, daha düşük dozlarda etkili olmalarını sağlarken yan etki riskini de azaltmaktadır. Ancak cihazların yanlış teknikle kullanılması durumunda ilaç akciğerlere yeterince ulaşamaz ve beklenen tedavi etkisi sağlanamaz" dedi.

ASTIM KONTROL ALTINA ALINABİLİR

Tedavinin temel amacının hastaların yaşamlarını normale en yakın şekilde sürdürebilmelerini sağlamak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sevin Başer Öncel, hastaların ilaç kullanım tekniklerinin düzenli olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Doğru teknikle kullanılan ilaçların ve çevresel önlemlerin astım belirtilerini büyük ölçüde kontrol altına aldığını hatırlatan Öncel, astımın önemli bir halk sağlığı sorunu olarak takibinin yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.