KADINLARA MENOPOZ UYARISI!
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Tolga Güler, menopozun bir hastalık değil, kadın yaşamının doğal bir dönemi olduğunu belirterek özellikle menopoz sonrası kanamaların mutlaka araştırılması gerektiğini vurguladı.
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Tolga Güler, Dünya Menopoz Günü dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. Menopoz sürecinde yaşanan hormonal ve fiziksel değişimlere dikkat çeken Güler, kadınların belirtileri tanımasının ve gerektiğinde uzman desteği almasının yaşam kalitesi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
TÜRKİYE’DE MENOPOZ YAŞI ORTALAMA 47-49
Menopozun, yumurtalıklardaki yumurta hücrelerinin azalması ve hormon üretiminin düşmesi sonucunda adet kanamalarının kalıcı olarak sona ermesi olduğunu belirten Güler, başka bir neden olmaksızın 12 ay boyunca adet görülmemesinin menopoz kabul edildiğini söyledi. Menopozun genellikle 45-55 yaşları arasında gerçekleştiğini, Türkiye'de ise ortalama yaşın 47-49 olduğunu aktaran Güler, 40 yaşından önce görülen menopoz belirtilerinin erken yumurtalık yetmezliği açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
BU BELİRTİLERİ GÖRMEZDEN GELMEYİN
Menopoz öncesinde adet düzensizlikleri, sıcak basmaları, gece terlemeleri ve uyku sorunları yaşanabileceğini belirten Güler, her adet düzensizliğinin menopoza bağlanmaması gerektiğini söyledi. Özellikle aşırı veya uzun süren adet kanamaları, iki adet arasında ya da cinsel ilişki sonrasında kanama, uzun süre adet görmedikten sonra yeniden yoğun kanama başlaması, şiddetli kasık ağrısı ve kötü kokulu veya kanlı vajinal akıntı durumlarında kadın hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğini ifade etti.
“MENOPOZDAN SONRA TEK DAMLA KANAMA BİLE ARAŞTIRILMALI”
Menopoz sonrasında vajinal kanamanın normal olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Güler, “Unutulmamalıdır ki menopozdan yıllar sonra ortaya çıkan tek bir damla kanama veya lekelenme bile araştırılmalıdır” uyarısında bulundu. Her kadının menopoz döneminde ilaç kullanmasının gerekmediğini belirten Güler, şiddetli sıcak basmaları, gece terlemeleri, vajinal kuruluk ve cinsel ilişki sırasında ağrı gibi yaşam kalitesini etkileyen şikâyetlerde uygun tedavilerin uygulanabileceğini söyledi. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının değerlendirilmesi ve kemik erimesi bulunan kadınlarda kırık riskine göre tedavi planlanması gerektiğini de ifade etti.
HORMON TEDAVİSİ DOKTOR KONTROLÜNDE OLMALI
Hormon tedavisinin yarar ve risklerinin kişinin yaşına, sağlık durumuna, menopoz süresine ve tedavi türüne göre değiştiğini belirten Güler, her kadının hormon tedavisine ihtiyaç duymadığını ve doktor kontrolü olmadan hormon kullanılmaması gerektiğini vurguladı. Menopozun HPV enfeksiyonuna karşı koruma sağlamadığını da hatırlatan Güler, bazı HPV türlerinin rahim ağzı kanserine neden olabileceğini ve enfeksiyonun menopoz sonrasında da görülebileceğini belirtti.
Güler, “Menopoz, kadın hayatının kaçınılmaz ve doğal dönemlerinden biridir. Bir hastalık, kadınlığın sona ermesi veya yaşlanmanın başlangıcı olarak görülmemelidir” ifadelerini kullandı.




